16.1.08
Yeniden merhaba!

Yazacak,paylaşacak o kadar çok şey olmamasına rağmen bir türlü vakit ayıramadım bloga. Girdikçe arkadaşlarımın sayfalarını ziyaret ettim ama yorum falan yazacak durumum olmadı.Zaten bilgisayarın başında 1 saatten fazla oturduğumda olmadı. İnternetle alakam M.e.b nın sayfası ve elişi etkinlikleriyle ilgili sitelerle sınırlı kaldı. Herneyse bi dönüş yaptım bakalım ne adar dönebileceğim. Bu arada oğlumu büyüttüm süper sempatik,acayip hareketli ve meraklı oldu Yağız. Bütün gün peşimden ayrılmıyor mutfak tezgahına yaklaştığım zaman hemen önüme geçip beni iterek uzaklaştırıyor.

Kendi kendine oyunlar kuruyor, en sevdiği oyun ve oyuncak kendi söyleyişiyle "Aaaba" birde nerden öğrendiğini hala bilmiyorum dizlerini kırıp elinin işaret parmağını uzatarak (güya nişan alıyor) dişıı dişııı diye ateş etmesi, birde tavla ile oynamayı çok seviyor, elbette emeklemeye başladığı günden beri hala vazgeçmediği tencere kapakları, tencere kapaklarını alıp "aaannn annn düüt düüüt" demesi gerçekten eğlencelik sıpanın.


Televizyonu çok seviyor bir ara bağımlı olmasın diye televizyonu hep kapattık bir hafta açmadık, bu seferde çok agresif, sinirli ve mızmız oldu. Bizde sınırlı bir süre izletmeye karar verdik. Akşamları gece bahçesi diye bir program var TRT de onu izliyor ve çok seviyor. İşin ilginci bende çok seviyorum tam bebeklere göre bir program. Teletubbiesler e benziyor ama farklı olarak karakterlerin cinsiyetleri var.



Bu arada okula gidiyorum elbette. Çocuklarım çok tatlılar çok fazla parlak öğrenci yok bu sene hatta sınıfımda 5 tane öğrenci Psikiyatrist e gidiyor, baya hassas öğrencilerle doluyum bu sene.Bütün bunlar yetmezmiş gibi 1. sınıf öğretmenlerinden birinin ilgilenmek istemediği geri zekalı diye bana gönderilen bir kız çocuğu geldi. Çocuk geri zekalı falan değil ama anne ilgisiz buranın çingene ailelerinden biri baba bir kaç ay önce evi terkedip başka biriyle yaşamaya başlamış,anne ilaç içip intahar etmek istemiş ölememiş, çokta fakirler. içler acısı çocuk geldiğinde saçlarında da bit vardı. Tabii hemen bir kaç kişiye yayıldı bu bit. Bütün bunların sıkıntısından saçlarıma aklar düştü resmen yaaa. hergün bit kontrolü yapıyorum kendimede yaptırıyorum hatta ilk zamanlar Yağız'a yaklaşamıyordum bitlendiysem geçmesin diye. Yazık yavrum gelip sarılmak, emerek uyumak istiyor ama ben yaklaştıramıyordum ne çok ağladı ama...

Şimdilik bu kadar.
 
posted by Swayline at 02:03 | Permalink | 6 comments
29.9.07
Herşey senin için.

Uzuuuun süren hastalık maceramız, dün akşam doktora gidip "artık tamamen iyileşmiş ilaçları kesin" demesi ile bitti. Çok şükür İnşallah bir daha tekrar etmez.

Kreşle ilgili yeni bir karar almamız gerekiyordu. Bu hastalık sonra sık sık düşmesi, sabahları uykusunun bölünmesinden dolayı duyduğumuz suçluluk yüzünden onu kreşten almayı çok istiyordu özellikle babası. Ben alışabileceğimizi düşünüyordum ama bu hastalık benide çok etkiledi. Sık sık hastalanacağını biliyorduk ama bu kadarına katlanamazdık.

İşte bu yüzden yeni bir ev aramaya başladık hatta bulduk ve haftaya taşınıyoruz. Taşındığımız yeni muhitte bir bakıcıyı daha kolay bulabileceğimizi düşünüyordu Sinan. Bu düşüncelerdeyken öğrencilerimden birinin o sitede oturduğunu öğrendim. Annesini çağırıp o çevrede çocuğa bakacak birilerinin olup olmdığını sormasını rica ettim. Kadın bana "elbette sorarım ama eğer güvenirseniz bende bakabilirim" dedi. Birden kulaklarıma inanamadım. Kadın cidden benim tüm dertlerimin dermanı oluverdi birden. Aklı başında, düzgün, genç, iyi konuşan, çocuk bakma tecrübesi olan, bir apartman yanımızda oturan süper birisini bulmuş oldum. Tek çocuğuda benim öğrencim. Süper değilmi.
Haftaya taşınıyoruz inşallah. Gerçi içim bir yandanda çok buruk. Şimdiki evimizi Sinan da bende çok seviyorduk. Genişliği,planı,en önemlisi mutfağı ve mutfak dolapları, zemini, herşeyiyle çok güzel yapılmış bir evdi. Her gelen çok beğeniyordu evimi. Bizde çok mutluyduk işin açığı. Bu yeni ev şimdikinin yarısı kadar bile güzel değil. Hem dar hem eski hemde bakımsız. Biraz masraf yapıcaz ama olsun diyoruz artık Yağız daha sağlıklı olucak.
İnşallah bu hanım iyi bakar oğluma da gözüm arkada kalmaz.
 
posted by Swayline at 13:50 | Permalink | 8 comments
27.9.07
Artık daha iyiyiz bizi merak eden ve geçmiş olsun diyen herkese teşekkür ederiz. Misafirlerim olduğundan bir türlü başına geçemedim bilgisayarın. Eşimin anne ve babası bir haftalığına geldiler bu haftada onlar bakacak Yağız'a sonrasıda Allah kerim. Yeni bazı gelişmeler var bakıcı konusunda belki okuldan alacağım, kesinleşsin yazarım.
Bu postu sınıftan yazıyorum. Yeni eğitim öğretim yılına bu hastalık durumlarıyla birlikte başladığımız için hala tam adapte olabilmiş hissetmiyorum kendimi. Çok şeker 19 tane öğrencim var hepside birbirinden güzel ve akıllılar. Çok yaramaz olanlarıda içine kapanık olanlarıda var ama bu seneki çocukları sanki daha çok sevecekmişim gibi geliyor. Anne olunca çevrenizdeki çocuklarada bir başka gözle bakıyorsunuz. Daha çok özen gösteriyorum ve daha yumuşak olmaya çalışıyorum. Zaten pamuk gibi bir öğretmenimdir ama :P dahada yumuşadım galiba. Şu an serbest bıraktığım çocuklar sınıfın altını üstüne getirmeye başladılar bu postu burada keseyim en iyisi.
İşte onlar :)
 
posted by Swayline at 11:43 | Permalink | 3 comments
16.9.07
Sıkıntılı günler
Herkes söylüyordu, zaten bende biliyordum, kreşe başlayan çocuk çok sık hastalandığını. Hastalık kendi çocuğunuzun başına gelmedikçe ne kadar kolay geliyor insanın gözüne.

Çok hasta Yağız. Boğazı şişmiş, sesi kısık, ağlarken bile sesi çıkmıyor çok acıklı. Öksürdükçe canı acıyor ve ağlamaya başlıyor miniğim benim. O kadar zorki onu öylece görüp yardım edememek. Zavallım gözlerime bakıyor, dudaklarını dudaklarıma değdiriyor (bu onun öpücüğü sanıyorum)sarılıyor anne beni kurtar dercesine. Kendimi çok çaresiz hissediyorum.
Ihlamur verdim, biraz limonata yaptım,portakal sıktım,tavuk çorbası yaptım ama hepsini reddetti. 3 gün oldu 2 kaşıktan fazla yemek yemedi. Neyseki hala emiyor o yüzden biraz olsun teselli buluyorum. Emerken de çok zorlanıyor aslında burnu tıkalı olduğu için emerken biraz durup nefes alıyor sonra tekrar emmeye devam ediyor. Yunus balığım benim, küçük Flipper'ım.

Cuma günü kreşe göndermedim. Bırakacak bir yerim olmadığındanda mecburen kendi okuluma götürdüm. Canım oğlum o hasta haliyle öyle zor uyandıki. Kaldırıp üstünü giydirirken hep ağladı, bende onunla tabi. Servise bindik orda birazcık yüzü güldü. Önünde oturan kızın saçını çekti, çalan müziğe uyum sağlayarak sallandı.
Okula gittiğimizde sınıf yadımcımız Naciye ilgilendi sağolsun. Çocuklarla oynadı biraz. Daha çok oyuncaklarını aldı ve oyunlarını bozdu. 2 saat kadar okulda kaldık, eve dönerken markete uğramamız gerekiyordu çünkü Yağızın hiç bezi kalmamıştı. Markete giderken kucağımda uyuya kadı, sonra bir baktım kredi kartım yok. Hemen Sinan'ı aradım geldi ve o Yağızı tutarken ben alacaklarımı aldım. Bu kadar aksilik bir araya gelince insan ne yapacağını bilemiyor. Neyseki Sinan var. Gerçi çok pis fırçaladı beni ama ne yapayım onada katlandık mecburen.

Adamcağızda haklı ne yapsın son 5 gündür devamlı birşeyleri unuttuğum için işlerim aksıyor. Markete uğramak zorunda kalıyorum ve ne zaman marketten birşeyler alsam mutlaka bir ürünü kasada unutuyorum. Gerçi kasadaki süslü kokana, şımarık, seviyesiz,çatlak kızların ürünleri kasadan geçirip öyle bir savuruşları varki, sağa sola savrulan eşyaları toplamak, çocukla birlikteyken özellikle, bir mucize neredeyse.

Sinan'ın da canını daha fazla sıkmak istemiyorum aslında .Yeterince sıkılıyor iş yerinde. Geçenlerde 2000 sonrası giren herkesi bir sınava soktular İngilizce bilgilerini ölçmek için. Kaçınılmaz olarak 2000 sonrası girenlerin neredeyse 3 te 2 si zayıf almış. Kursa gidiyorlar şimdi. Kurs sonrasında bir sınav daha yapacaklarmış onun sonunda ne olur hiç bilemiyoruz. Dolayısıyla çok stresli, ders çalışması gerkiyor ama çalışmak için hiç zamanı yok. Eve saat 9 da geliyor. Yemekti çocukla oynamaktı derken 10 -11 oluyor. sabah 7:30 da işte olması gereken birisi için yatması gereken saat daha geç olamaz. Hiç ders çalışamıyor. Buda onu geeriyor. Birde Ramazan geldi sigara içememekte eklenince çifte kavrulmuş oldu. Allah ona sabır versin.


Aslında bir dahaki postta Yağız'ın ilk sözcüklerini yazarım diyordum. Şimdilik yazmayayım da bir dahaki post a saklayayım. Keyifli bir yazı olsun.

İnşallah çabuk iyileşir oğlum. O hastayken hayatın hiç tadı yok.
 
posted by Swayline at 05:48 | Permalink | 6 comments
7.9.07
İyiki doğdun bebeğim...
Aşkım,biriciğim,sevgilim,herşeyim,oğlum 1 yaşında.
Doğum günümüzden bir video.

Çok şişman çıkmışım kahretsin:/

Anneannemiz,dedemiz,teyzemiz,amcamız,babamızın iş yerinden arkadaşları,eşleri ve çocukları (iki tanesi anne karnındaydı) benim iki arkadaşım eşleri ve kızlarıyla geldi baya bi kalabalık olduk doğrusu. Yağız evimizde bu kadar kalabalık bir grubu hiç görmemeişti. O yüzden galiba şaşkın şaşkın etrafı seyretti durdu bütün gece. Gerçi her yerden sarkan süsler,balonlarda kafasını karıştırmış olabilir.

1 haftadır okullu olduk. Bakıcı bulamayınca burada bebek grubu olan bir kreşe verdim bebeğimi. Hoşçakal bi tanem deyip ayrılıyorum her sabah . Henüz hiç ağlamadı ardımdan. Nereye gittiğimi,neler olduğunu pek anladığını sanmıyorum aslında. Ama ben geri döndüğümde çığlıklar atarak bana koşması yok mu... hayatta yaşadığım en muhteşem an.

Her gün onu bıraktıktan sonra okulun merdivenlerini arkama baka baka iniyorum, en dış kapıyı kapatırkende gözlerimi silip işe gidiyorum. Onu bırakıp gitmek, onsuz bişeyler yapmak o kadar zor geliyorki. Onun gülüşünü,sesini duyuyorum sanki her an. Yavrum benim, bensiz ne yapıyorsun oralarda...


Biliyorum çok uzun zaman oldu. İstediğim sıklıkta yazamıyorum bloğumu ama Yağız çok hareketli bir çocuk oldu ve devamlı yanımda oynamak istiyor. yanında pc açıksa başka hiç birşeyle ilgilenmiyor. Uyuduğu zamanlarda da ben biraz olsun ev işi yapmaya çalışıyorum. Çok yoğunum.
 
posted by Swayline at 00:16 | Permalink | 7 comments
14.8.07
LOST oldum!

Aklım fikrim LOST oldu inanın. O kadar kötü bişiyki başka bişey düşünemiyorum. Sabah kalkar kalkmaz onu izlemek istiyorum, gece rüyalarımda görüyorum, başka izlediğim hiç bişiy ben tatmin etmiyor. Ne olucak yaaaa?!!!

Geçen perşembe kardeşimle GAMA çarşısının arka çıkışındaki bit pazarı türü bir yerden LOST dizisinin 1. sezon bölümlerinin dvd sini aldık. Öylesine ama... daha önce izlemişliğimiz yoktu, sağdan soldan duymuştuk sadece. Bide "Ekşi Sözlük"ten.

Her neyse gayet safiyane duygularla başladık izlemeye. Aman Allahım o da ne! daha ilk bölümden hastası olduk. Ama ne hasta...
Esra'yla sabaha kadar oturduk, sabaha karşı yattık. Sonra kalkıp tekrar gece yarısına kadar seyrettik. Aralarda Yağız'la ilgilenip onu doyurdum. Annannesi ve dedesi yüzünden doğru dürüst vakit geçiremiyorduk zaten oğlumla. Buda fırsat oldu. Evde izleyecek olsam bu kadar yoğun bi şekilde izleyemezdim.

1. sezon bölümlerini 2,5 günde bitirdik. Muhteşemdi...
Herkese şiddetle tavsiye ediyorum. 2. ve 3. sezon bölümlerinide aldırdım, onlarıda izlemeye başladım.
Gece rüyamda bile dizi oyuncuları arasında görüyorum kendimi. bi an önce izleyip kurtulmam lazım.
Sinan'da merak etmeye başladı bi tekrarda onunla yaparım sonra.Ankara'da olduğu kadar yoğun bir tempoda izlemiyorum burada. Malum yalnızım.

Geçen haftada Ankara'da olduğumdan bakıcıylada görüşemedim. Ne yapıcam bilmiyorum. belkide oğlumuda alıp okula giderim mecburen. :) Eminim kendisi buna çok memnun olurdu. Çocukları inanılmaz seviyor oğluş. Bir yerde bir çocuk sesi duysun hemen oraya yöneliyor. Hele etrafında koşan oynayan bilhassa çığlık atan çocuk gördümü kendini kaybediyor. Parka götürüyorum sık sık. o kadar eğleniyorki. Bir de Ankara Çayyolu'ndaki "Arkadium" alışveriş merkezinde bir oyun var. Yukardan sarkıtılmış projektörden yere bazı görüntüler yansıtılıyor, çocuklar kurulan platform üzerinde yansıtılan görüntülerdeki nesnelere ayaklarıyla bastıkça, görüntüler hareket ediyor. Yağız'ı oraya götürdük. O kadar eğlendiki. Oyundan değil elbetteki orada eğlenen diğer çocuklardan.

Blog yazamadığım dönemlerde çok meşgul olduğumu düşünüyodum. Meğerse ne çok vaktim varmış.
Çok acayip LOST oldum, kendimi bulunca yine gelirim.
 
posted by Swayline at 07:06 | Permalink | 13 comments
27.7.07
Yeni PC de ilk yazı

Eveeeetttt Saçlarını 3 numara yaptırdık Oğluşuuunnn.
Fotoğrafta da en favori oyuncağı ile oynarken görüyorsunuz.
Böyle çok yaramaz bir çocuk gibi görünüyor dimi? :)


Eski bilgisayarımdaki bir arıza ( fanı çok ses çıkarıyordu) yüzünden Yağız uyurken bilgisayarı açamıyordum. O uyanıkkende bir türlü fırsatım olmadı. Zaman zaman blogları okumak için girdim ama yorum yazacak kadar kalamadım. Neler olup bittiğini biliyorum. Şimdiki yazıyı yeni bilgisayarımda yazıyorum eskisi çalışırken eve uçak iniyor gibi ses çıkıyordu, bundaysa odadaki bir sinekten daha az ses çıkarıyor diyebilirim Maşallah. Çok güzelmiş laptop keşke daha önceden alsaymışım.

Geçen hafta Ankara'daydık Sinan'ın çok yakın bir rkadaşının nikahı vardı. Hem ona katılmak için hem de oyumuzu kullanmak için gittik. Kütüklerimizi hala buraya aldırmadığımızı utanç içerisinde itiraf ediyorum. :(
Seçim sonuçlarını otobüste gelirken televizyondan takip ettik. Bu sene ne kadar çabuk belli oldu dimi? Meğer bilgisayarlı sisteme geçilmişte ondanmış. Geçen seçimlerde sandık başkanlığı yapmıştım çok stresli bir iş bir daha asla yapmam. Oyların sayılıp ilçe seçim kuruluna teslim edilmesi gece yarısına kadar sürmüştü. Bu seçimdeyse gidip paşa paşa oyumu kullandım sonrada tıpış tıpış evime geri döndüm. Orada akşama kadar milletle muhatap olmak gereksiz bir sıkıntı.
Seçim sonuçları çok süprizliydi AKP'nin 1.parti çıkacağını hepimiz biliyorduk ama bu kadar yüksek bir oran çok şaşırttı bizide herkes gibi. Hele burada eşimin çalıştığı fabrikada herkes o kadar çok atıp tutuyorduki AKP ye biz burdan hiç oy çıkmaz sanıyorduk. Hatta onlarda öyle sanıyordu, oysa lojmanlardaki okulun (benim okulum) bir sandığından CHP ye sadece 9 oy AKP ye 147 oy çıkmış :) herkes şokta :) Oyların neredeyse %50 sini alan bir parti için "kim veriyor bunlara oy!" denmesin bence önce bir etrafa bakılsın. Yanınızdaki iki kişiden biri AKP ye oy verdi bu kadar basit.

Okulların açılmasına 1 ay kaldı Ağustos ayını Yağız için bakıcı aramakla geçireceğim. İnşallah kafama göre iyi birisini bulurum.
Öyle korknç hikayeler anlatılıyorki birisine güvenip çocuğunu bırakmak ne kadar zor. Keşke annemler burda yaşasalardı annem bakamasa bile en azından bakıcının yanında kalırdı benimde gözüm arkada kalmazdı. Bakıcı seçerken nelere dikkat etmem gerektiği konusunda deneyimi olan arkadaşlardan yardım istiyorum. İnternette birsürü yazı var ama gerçek deneyimler duymalıyım.
Aslında okuluma yakın bir kreşe vermeyi düşünüyordum ama "soğuklarda, sabahın köründe çocuğu sıcak yatağından kaldırıp okula götürme" dediler banada haklılar gibi geldi o yüzden vazgeçtim.
Ama bakıcı bulamazsam mecburum. Bizde böyle büyüdük ne yapalım çalışan annenin çocuğu böyle büyüycek.
 
posted by Swayline at 08:17 | Permalink | 5 comments
Lilypie 2nd Birthday Ticker